İHLAS SON DAKİKA - Ahmet Kekeç'in yazısı

Henüz ortada istifa sözü yokken, “Dayan Baykal, bu provokasyonu boşa çıkar Baykal, sakın teslim olma Baykal” diye gaz veren Doğan Medya Grubu’nun memurları, Kemal Kılıçdaroğlu kafa çıkarınca yüzgeri etmiş, Baykal’ın ahlakını sorgulamaya başlamışlardı...

İsim sormayın...

Kim olduklarını biliyorsunuz...

Kemal Kerinçsiz’in “bir centilmenlik abidesi gibi göklere yükseldikçe yükseldiğini” yazanları mı istersin... Koskoca örgüt işini “okey oynayan çocuklara” ihale eden genel yayın müdürlerini mi istersin... CHP kurultayında çoraplı ayaklarıyla masaya fırlayıp “Bravo Kılıçdaroğlu” diye alkış ve tempo tutan yazı işleri elemanlarını mı istersin... Gazetecilikten emekli olduğu halde VIP’den uçan ve milletvekili emekli maaşı almaya devam eden mütekait “konvansiyon memurlarını” mı istersin...

İki dakkada sattılar Baykal’ı...

Etik açılardan o koltukta oturamazmış, oturmaya devam ederse kasetin lanetinden kurtulamazmış, sosyal demokratlık iddiasındaki bir siyasetçinin tenezzül edeceği şey miymiş bu türden ilişkiler kurmak, niçin özel hayatına dikkat etmiyormuş, estek köstek...

Baykal, istifasını önce “blöf” olarak sundu.

Kılıçdaroğlu çünkü, aday olmayacağını söylüyordu.

Muhtemel lider adayları, “fırsatçı” addedilmemek için, geri durmaya özen gösteriyordu.

Kafa çıkarmayı itiyat edinmiş muhalifler, “Bugün kafa çıkarma günü değil, liderimizin arkasındayız” mesajı veriyordu.

Ne olduysa oldu... Bir gün önce “genel başkanlıkta gözüm yok diyen” Kılıçdaroğlu, ertesi gün adaylığını açıkladı.

Baykal da yaptığı blöfün altında kaldı ve naçar koltuğunu terketti.

Sonra ne mi oldu?

Ne olacak, kaset komplosunu önce hükümete, sonra MİT’e, ardından Fethullah Gülen cemaatine, nihayetinde emperyalist emelleri olan deniz aşırı bir ülkeye yıktılar ve konuyu kapattılar.

Kaç zamandır, “Bu komplo aydınlatılsın” diyen bir CHP’liye rastlayamıyoruz.

Herkes suskun...

Neredeyse herkes memnun...

Neredeyse herkes hafızasız...

Tam “konu kapandı” derken,
Ergenekon savcısı Cihan Kansız çıktı ve elde ettiği birtakım bulgulara dayanarak, bu işin arkasında “örgüt bağlantısı” olabileceğini söyledi.

İş döndü dolaştı, özel yetkili savcının masasına geldi.

Konu yeniden ve sil baştan sorgulanacak.

Bir anlamda Baykal’ın (ve gadre uğramış CHP camiasının) mağduriyeti giderilecek.

Bundan memnun olmaları gerekir, değil mi?

Hayır, memnun değiller.

Bilakis üzgünler.

Kemal Kılıçdaroğlu, önceki gün çıktı ve çok ilginç bir açıklama yaptı.

Dedi ki, “Önümüzdeki günlerde özel yetkili savcı CHP’yle ilgili bir dosya çıkaracak. Ortalık birbirine girecek. Bu böyle olacak. Hayali isimler, gizli tanıklar koyup bir şeyler yapacak...”

Kaset komplosunun soruşturulacak olması CHP genel başkanını neden geriyor?

Neden özel savcının yapacağı “bir şeyler”den partisi ve kendisi aleyhine “sonuçlar” çıkarıyor?

Hem mağdurlar, hem şikâyetçi değiller.

Mağdursan, şikâyetçi olacaksın.

Şikâyetçi olmuyorsan, mağdur rolü oynamayacaksın.

Mağdur rolü oynuyorsan, “Özel yetkili savcı CHP’yle ilgili bir dosya çıkaracak, ortalık birbirine girecek” demeyeceksin.

Bırak ortalık birbirine girsin.

Bırak alçak komployu hazırlayanlar cihazlarıyla, aparatlarıyla, örgüt bağlantılarıyla ortaya çıksın.

Bu telaş niye?




RSS    |    Sitene Ekle    |    Ana sayfam yap    |    Favorilere ekle
Emlakta Son Dakika




  



 
Kulis   Önceki Haber     |     Sonraki Haber       |      ANA SAYFA
Hızlı Yazdır! Hızlı Yazdır      Arkadaşına Gönder! Arkadaşına Gönder   
Yazı boyutunu:    

Haberi paylaş :

Haber Tarihi: 28.01.2012, 10:13
Biliyorsunuz, Deniz Baykal alçak bir kaset provokasyonuyla koltuğunu kaybetmişti. İstifa etmişti yani...

İHLAS SON DAKİKA - Ahmet Kekeç'in yazısı

Henüz ortada istifa sözü yokken, “Dayan Baykal, bu provokasyonu boşa çıkar Baykal, sakın teslim olma Baykal” diye gaz veren Doğan Medya Grubu’nun memurları, Kemal Kılıçdaroğlu kafa çıkarınca yüzgeri etmiş, Baykal’ın ahlakını sorgulamaya başlamışlardı...

İsim sormayın...

Kim olduklarını biliyorsunuz...

Kemal Kerinçsiz’in “bir centilmenlik abidesi gibi göklere yükseldikçe yükseldiğini” yazanları mı istersin... Koskoca örgüt işini “okey oynayan çocuklara” ihale eden genel yayın müdürlerini mi istersin... CHP kurultayında çoraplı ayaklarıyla masaya fırlayıp “Bravo Kılıçdaroğlu” diye alkış ve tempo tutan yazı işleri elemanlarını mı istersin... Gazetecilikten emekli olduğu halde VIP’den uçan ve milletvekili emekli maaşı almaya devam eden mütekait “konvansiyon memurlarını” mı istersin...

İki dakkada sattılar Baykal’ı...

Etik açılardan o koltukta oturamazmış, oturmaya devam ederse kasetin lanetinden kurtulamazmış, sosyal demokratlık iddiasındaki bir siyasetçinin tenezzül edeceği şey miymiş bu türden ilişkiler kurmak, niçin özel hayatına dikkat etmiyormuş, estek köstek...

Baykal, istifasını önce “blöf” olarak sundu.

Kılıçdaroğlu çünkü, aday olmayacağını söylüyordu.

Muhtemel lider adayları, “fırsatçı” addedilmemek için, geri durmaya özen gösteriyordu.

Kafa çıkarmayı itiyat edinmiş muhalifler, “Bugün kafa çıkarma günü değil, liderimizin arkasındayız” mesajı veriyordu.

Ne olduysa oldu... Bir gün önce “genel başkanlıkta gözüm yok diyen” Kılıçdaroğlu, ertesi gün adaylığını açıkladı.

Baykal da yaptığı blöfün altında kaldı ve naçar koltuğunu terketti.

Sonra ne mi oldu?

Ne olacak, kaset komplosunu önce hükümete, sonra MİT’e, ardından Fethullah Gülen cemaatine, nihayetinde emperyalist emelleri olan deniz aşırı bir ülkeye yıktılar ve konuyu kapattılar.

Kaç zamandır, “Bu komplo aydınlatılsın” diyen bir CHP’liye rastlayamıyoruz.

Herkes suskun...

Neredeyse herkes memnun...

Neredeyse herkes hafızasız...

Tam “konu kapandı” derken,
Ergenekon savcısı Cihan Kansız çıktı ve elde ettiği birtakım bulgulara dayanarak, bu işin arkasında “örgüt bağlantısı” olabileceğini söyledi.

İş döndü dolaştı, özel yetkili savcının masasına geldi.

Konu yeniden ve sil baştan sorgulanacak.

Bir anlamda Baykal’ın (ve gadre uğramış CHP camiasının) mağduriyeti giderilecek.

Bundan memnun olmaları gerekir, değil mi?

Hayır, memnun değiller.

Bilakis üzgünler.

Kemal Kılıçdaroğlu, önceki gün çıktı ve çok ilginç bir açıklama yaptı.

Dedi ki, “Önümüzdeki günlerde özel yetkili savcı CHP’yle ilgili bir dosya çıkaracak. Ortalık birbirine girecek. Bu böyle olacak. Hayali isimler, gizli tanıklar koyup bir şeyler yapacak...”

Kaset komplosunun soruşturulacak olması CHP genel başkanını neden geriyor?

Neden özel savcının yapacağı “bir şeyler”den partisi ve kendisi aleyhine “sonuçlar” çıkarıyor?

Hem mağdurlar, hem şikâyetçi değiller.

Mağdursan, şikâyetçi olacaksın.

Şikâyetçi olmuyorsan, mağdur rolü oynamayacaksın.

Mağdur rolü oynuyorsan, “Özel yetkili savcı CHP’yle ilgili bir dosya çıkaracak, ortalık birbirine girecek” demeyeceksin.

Bırak ortalık birbirine girsin.

Bırak alçak komployu hazırlayanlar cihazlarıyla, aparatlarıyla, örgüt bağlantılarıyla ortaya çıksın.

Bu telaş niye?




Etiketler : ahmet kekeç,

  Kaynak: STARGAZETE

 

   ihlassondakika.com bağlantı verdiği sitelerin içeriğinden
   sorumlu değildir.

  Bu-kaset-sizi-neden-geriyor

 


Bize Ulaşın  |  Künye  |  Reklam  |  Gizlilik İlkeleri  |  Kullanım Şartları  |  RSS   |    |    |    |  
   
ihlassondakika.com bağlantı verdiği sitelerin içeriğinden sorumlu değildir.
Copyright © 2008 - İhlas SON DAKİKA. Her Hakkı Saklıdır.