Tüm saat fırsatları için tıklayın !
İHLAS SON DAKİKA - ZONGULDAK (A.A) - Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma
Şahin, ''12 yaşındaki çocuğun sözleşme karşılığı satıldığı'' iddiasına ilişkin,
''Dün kızımızla yaklaşık 70 dakika süren uzman arkadaşlarımızın görüşmesine göre,
bu ağır bir psikolojik travma. Psikolojik olarak halen etkilendiğini, destek
ihtiyacı olduğunu bize söylemiş'' dedi.
Bakan Şahin, Zonguldak Valisi Erol Ayyıldız'ı makamında ziyaretinde yaptığı
konuşmada, Ankara'da masada oturup sorunların analizinin doğru yapılamayacağının,
10 yıllık siyasi hayatında gördüğü bir gerçek olduğunu söyledi.
-''Bu, ağır bir psikolojik travma''-
Bakan Şahin, bir gazetecinin ''Antalya'da 6 yıl önce 12 yaşındayken bir kız
çocuğunun babası tarafından sözleşmeyle satıldığı'' iddiasına ilişkin sorusu
üzerine, şunları söyledi:
''Bugün 3 ayrı mahkemede 6 yıldır devam eden hukuki bir süreç var. Bu
ülkenin hakimleri birebir yaptığı görüşmelerde süreci takip ettiler ve tutuklama
kararı verdiler. Burada şimdi Bakanlık olarak 6 yıl önce 12 yaşındayken kızımız,
suç mağduru olduğu, mağduriyet yaşandığı ve 18 yaş altı olduğu için mahkeme
kararıyla müdahale edebilirdik. Ama mahkeme yaptığı incelemelerde anne ve babanın
da iyi niyetli olduğu, kıza yapılan görüşmelerde anne ve babanın kızı istismar
etmek istemediğini fakat karşı tarafın bunları yanılttığını, istismar ettiğini,
kızı okutmak için veya bize gelen bilgi hafta sonu dükkanın işlerine yardımcı
olup eğitimine destek olmak için böyle bir şeyi kabul ettiklerini söylüyor.
Mahkeme Türk milleti adına bir karar veriyor. Kızla konuşuyorlar, anne ve baba
kötü niyetli olmadığına, kızın onların yanında kalmasının bir mahsuru
bulunmadığına karar veriyorlar. Bakanlık olarak mahkeme kararına göre ancak kızı
korumamıza alabiliyoruz. Bu koşullar altında mahkeme devam ediyor, tutuklama
kararı geliyor, kızımız şu anda 18 yaşın üstünde, reşit olmuş, kendi yaşantısına
karar verebilecek durumda, eğitimini de tamamlamış.''
Bakan Şahin, uzmanların kızla görüştüğünü, olaya müdahil olduklarını ifade
ederek, şöyle devam etti:
''Ailenin nerede olduğunu bulduk. Valiyle, emniyet müdürümüzle ve sosyal
hizmet uzmanlarımızla konuyu birebir takip ettim. Bugün yolda gelirken bütün
evrelerini de takip ettim. Biz nerede yanında olmalıyız ve nasıl destek gerekiyor
konusunda inceleme yaptırdık. Ama siz de takdir edersiniz ki bütün 74 milyonun ve
basının üzerinde olduğu süreçte bizim bunu çocuğu koruyarak yönetmemiz gerekiyor.
Bizim hassasiyetimiz bu. Şu anda aile aşırı baskıdan dolayı da evden uzaklaşmış,
başka yere gitmiş durumda.
Bakanlığımıza bağlı çocuk psikiyatrları ve uzmanlarıyla görüştük. Uygun
şekilde valilerimiz de işi takip ediyor. Kızımızın ne ihtiyacı varsa, eğitimine
devam ettirmek istiyorsa, orada yanında olacağız. Ama Bakanlığımız neden kuruma
bu kızı almadı, annesinin ve babasının yanında bırakıyor şeklinde birtakım algı
varsa doğru değil. Biz mahkemenin kararına göre koruma altına alabiliyoruz. Bugün
bir televizyon kanalında kızın, 'babamı çok seviyorum, babam da burada karşı
tarafın kötü niyetini anlayamadı' şekilinde ifadeleri var. Biz bütün fotoğrafı
görmek zorundayız. Çocuklarımızı da korumak zorundayız. Hukuki süreç de devam
ediyor. Çocuğumuzu koruyacak, bundan sonraki süreçte onu en az zarara uğratacak
şekilde de yanında olmayı hedefliyoruz ve gerekli takibini yapıyoruz.''
-Çocuk istismarında istenen rıza belgesi-
''Kız, annesinin yanında mı kalacak-'' sorusunu da Bakan Şahin, şöyle
yanıtladı:
''18 yaşını tamamlamış kızımızın, biz bireysel görüşüne ve mahkeme kararına
göre karar veriyoruz. TCK 102 ve 103'e göre bunların bir karşılığı var.
Mahkemeler de bu kanuna göre gereğini yapıyor. Biz de hukuki süreci takip
ediyoruz. Bize düşen şey çocuklarla ilgili kısımda, biliyorsunuz kadınla ilgili
kısmı tamamladık ve imzaya açıldı Bakanlar Kurulunda. Çocukla ilgili kısımda da
çocuk haklarını kuvvetlendirecek şekilde, çocuk koruma kanunumuz güçlendirilecek.
Hukuki olarak eksiğimiz hem hakkı kullanmada hem de istismara karşı hukuki olarak
ne yapmamız gerektiğini çalıştık. Bilim kurulu oluşturduk. İşin koruyucu ve
önleyici kısmını önemsiyoruz. Olduktan sonraki hukuki süreci önemsiyoruz.
Cezaların caydırıcılığı önemli. Bu olaylarda kötü niyetli insanlara karşı
çocuklarımızı korumak en büyük görevimiz. Burada en yakınından gelen bir
mağduriyet varsa, onu da korumak sosyal devlet olarak görevimiz. Bunların hepsini
tek tek takip ediyoruz.
TCK'da, Çocuk Koruma Kanunu'nda şu anda çağdaş ve modern ülkelerin
standartlarını, hukuki altyapı oluşturmuş ülkeyiz. Eksiklerimiz özellikle
istismara uğrayan çocuklarımızda rızayla ilgili bir belge isteniyor. Biz bunun
doğru olmadığını düşünüyoruz. Adalet Bakanlığımızın uzmanlarıyla bu rapora
ihtiyaç olmadan, 15 yaş altı bir çocuğun yeniden ruh sağlığı bozuldu mu gibi bir
sürecin onu yeniden yıprattığını, doğru olmadığını, bozulmuştur üzerine işlem
yapılması gerektiğini, uygulamalarda da görüyoruz, vicdanen de görüyoruz. Ceza
Kanunu'nda bu tür yapılması gerekenler ile uygulamada yaşananları yeniden nasıl
düzeltmemiz konusunda da Adalet Bakanımızla ve diğer ilgili bakanlıklarla
birlikte çalıştık. Kamu vicdanını rahatsız eden boşluk varsa onu dolduracak
şekilde çalışmalarımızı tamamlıyoruz.''