Tüm saat fırsatları için tıklayın !
İHLAS SON DAKİKA - ANKARA (A.A) - Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, kendisinin
ithalatın da ihracatın da bakanı olduğunu belirterek, ''İthalatı kimler yapıyor.
Bir kere söyleyeyim 75 milyonun hepsi ithalatçı... Hepimiz ithalatçıyız.
İhracatçıyı ithalat yapmakla suçlamak doğru mudur- Cep telefonu kullanıyorsanız
hepiniz ithalatçısınız, evinizde Türk malı olmayan televizyon kullanıyorsanız
ithalatçısınız'' dedi.
Bakan Çağlayan, kurdelesini keserek açılışını yaptığı Editör Masası'nda AA
editörlerinin, yurt dışı temsilcilerinin ve bölge müdürlerinin sorularını
yanıtladı.
-''Enteresan şeyleri paylaşacağım''
SORU: İthalatla ilgili ''enteresan'' şeyler açıklayacağınızı söylemiştiniz.
Net ithalatçı sektörlere yönelik bir düzenleme mi gelecek-
CEVAP: İhracatı çok ciddi etüt etmeye başladık. Geçen yıl 135 milyar
dolarlık ihracat yaptık, 98 milyon ton mal ihraç ettik. Ortalama ihracat birim
fiyatımız 1,37 dolar olmuş. Buna karşılık Japonya'nın 1 kilogram ihracat ortalama
fiyatı 3,84 dolar, Almanya 3,55, Güney Kore 2,87 dolar... Bu rakamlara baktığımız
zaman ülke imajı, marka, ARGE, inovasyon, teknolojinin önemi ortaya çıkıyor. Bu
bizim teşvik sistemimizde en dikkat ettiğim konularında başında geliyor.
İthalat ayıpmış, ithalat yapmak sanki yasakmış gibi değerlendiriyor. Dünyada
16 trilyon ihracat varsa, 16 trilyon da ithalat var. Almadan vermek Allah'a
mahsus. Her ülkenin dış ticaretini kendine has şartlarla değerlendirmek lazım.
Bizim hedefimiz 2023'te ihracatın ithalatı karşılama oranını yüzde 80'lere
getirmek. İthalatın içinde öyle rakamlar varki bunları herhalde bir hafta içinde
inşallah geniş bir toplantıyla açıklayacağız. Bana zaman zaman sorulan bir soru
var ve bunun sırf muhalefet yapmak için sorulduğunu adım gibi biliyorum. ''Siz
ihracatı söylüyorsunuz ama ithalatı söylemiyorsunuz''. Allah'tan korkmak lazım.
Ben ithalatı niye söylemeyeyim. TÜİK, TİM bunu açıklıyor. İthalatı sanki ben
yapıyormuş, başka kimse yapmıyormuş gibi hesap sorulmasına ve bilhassa bu zor
şartlara rağmen dikenler arasında, ihracatı cumhuriyet tarihinin rekorunu
kırdıranlara rağmen ihracat yapanlara çok ciddi bir haksızlık yapılıyor. Onları
demoralize etme hakkına sahip değiliz. Ben iş aleminden geldim, iş aleminin ciddi
hassasiyetleri vardır. Tek tek her şeyi etüt etüt, analiz ettik, arkadaşlar
önümüzdeki bir iki günde bunun sunumunu yapacaklar.
SORU: Yurt içi talep bileşeninde ithal mallardan yerli mala doğru kayma var.
İhracatın büyümeye katkısı artmaya devam edecek mi- Bu konudaki politikanız
nedir-
CEVAP: Bu TL'nin değerlenmesiyle ilgili. İthal ürünlere olan talep, tüketim
talebi değişir. İkincisi burada biz dünyanın 246 gümrük bölgesine 135 milyar
dolar ihracat yaptık. İthalatı yasaklamak, kısmak gibi bir düşünce çağdışı
olmuştur.
Ezber bozan bir çalışma yapacağız. İthalatla ilgili ortaya koyacağımız
rakamlar Türkiye'nin 241 milyar dolarlık ithalatının neden oluştuğunu, neden
yapıldığını, neden ortaya çıktığını çok net ortaya koyarken, bu konuda neler
yapılması gerekiyor, politika tedbirleri nelerdir bunları tespit edeceğiz.
Bunların en başında 55 milyar dolarlık enerji ithalatı var. Dünyadaki emtia
fiyatlarını biz tespit etmiyoruz. Enerji faturası 2010'da 38,5 milyar dolardı,
2011'de 54-55 milyar dolar. Bu enerji talebinin artmasından öte, eneji
fiyatlarının artmasından ortaya çıkan bir sonuç.
Biz neden ithalat yapıyoruz- Ya o konuda üretimimiz zayıf, ya hiç üretimimiz
yok veya teknolojimiz, kalitemiz yeterli değil veya TL'nin aşırı değerlenmesinden
dolayı yurt dışından yapılan ithalatın daha cazip hale gelmesi... Nedir bunun
yolu- Tabii ki onun yolu önünü kesmek değil. Elbette tedbirlerimizi alacağız,
DTÖ'nün bana verdiği tüm yetkileri kullanmak benim bakan olarak görevim ama biz
bunu yaparken de teşvik sisteminde çok önemli değişimler, çok önemli açılımlar
yapıyoruz. Adeta yeni yaptığımız teşvik sistemi cari açığın panzehiri olacak.
Panzehiri hazırlıyoruz. 6 sektörde 2010 rakamlarına göre 33 milyar dolar enerji
dışı bizim toplam dış ticaret açığımız vardı. 30 milyar dolar sadece bu 6
sektörden kaynaklanıyor, enerji dışı... Burada biz bu 6 sektörü masaya yatırarak
bunlarla ilgili çok önemli tespitler yaptık. Ne Türkiye'de yapılıyor, ne
yapılmıyor. Türkiye'de yapılmayışının sebebi ne-
Ölçek problemi var, teşvik mekanizması kullanılmamış. 3 ayaklı teşvik
sistemimiz vardı şimdi bunu 4'e çıkartıyoruz. Stratejik yatırımları koyuyoruz.
Stratejik yatırımlarda arz açığı olan belli miktarın üzerinde ithalatla
karşılanan ürünlerin Türkiye'de üretimini sağlayacak önemli bir teşvik
mekanizması getiriyoruz. Aşağı yukarı noktayı koymuş durumdayız. 81 ilimizin tek
tek uluslararası rekabet gücüne sahip sektörlerini çıkardık. Hangi ilimiz, hangi
sektörlerde dünyada rekabet gücüne sahip....
Doğu, güney doğu bugün içinde bulunduğumuz yapı yeni teşvik sistemimizde hak
ettiği yeri alacak. Doğu ve güney doğu inşallah bu dönem, geçmiş dönemlerden
farklı olarak, teşvik konusunda çok öncelikli bir yere sahip olacak. Bu
noktalarda bizim mutlaka Türkiye'nin doğsunda ve güney doğusunda yapmamız gereken
yatırımlar, hem o bölge insanın hak etmesinden dolayı, hem de terörle mücadele
konusunda son derece önemli.
-''Elin hamallığını yapmayalım''-
Önümüzdeki haftalarda açıklanması beklenen yeni teşvik sistemi hakkında da
bilgi veren Çağlayan, ''yüksek katma değer ve yüksek teknoloji'' ilk sıraya
alarak teşvik sisteminde çok önemli değişiklikler yapacaklarını bildirdi.
Bakan Çağlayan, ''Yani artık elin hamallığını biz yapmayalım diyoruz. O
değişim sürecini geçirdik. Şimdi artık yüksek teknolojiyi hedef alan, yüksek
katma değeri işleyen bir Türkiye üretimi olsun istiyoruz'' diye konuştu.
SORU: Yerli oto tartışmaları konusunda ne düşünüyorsunuz-
CEVAP: Biz bazı şeyleri yemiyoruz artık, Türkiye eski Türkiye değil. Türkiye
farklı bir Türkiye. Sayın başbakanımızın ''yerli otomobil yapacak babayiğit
arıyorum'' mesajının altında yatan şey... Otomotiv sektörü ihracatın lokomotifi
ama şu andaki yapı sürdürülebilir olmaktan çıkıyor. Niye- Otomotiv sektörü ciddi
bir ihracatçı iken şimdi dış ticaret açığı verir hale geldi. Çok ciddi bir yan
sanayimiz var. Bugün dünyanın her tarafına ürün gönderen yan sanayimiz var. Bizim
gönderdiğimiz birçok parçayı dünyanın en önemli markalarında bulursunuz.
Babayiğitten kasıt... Geçenlerde bir açıklama yapıldı, işte babayiğiti bulduk. Ne
olacak, İtalya'dan motor yapıp gönderecek, İtalya'daki aktarma organını,
şanzumanı defransiyeli gönderecek adını da bir yerli marka koyacağız. Daha önce
de koyduk serçe vardı, leylek vardı ama şimdi mesele isim meselesi değil.
Elbetteki dünyaca kabul edilen bir Türk markası oldu ama motorunu burada yaparsan
ben sana babayiğit derim, aktarma organını burada yaparsan ben sana babayiğit
derim. illa yüzde 100'ünün Türkiye'de yapılması şart değil. Ben sanayinin içinden
geldim. Burada mesele dışa bağımlılığı kaldıracak, iki hamallık yaptırmayacak.
Problemim ne- Motor... Teknoloji dışarıdan geliyor ben burada montajını
yapıyorum. Geldiğimiz seviye iyi ama yetmez. Bizim burada kastımız dış ticaret
açığını azaltacak, ithalatı kesecek, bilakis ihracat yaptıracak bir sistem
kurmak, bir taşla iki kuş vurmak. 4 tane yatırım kararı açıklandı çok kısa bir
süre içinde. Viskon elyaf yatırımı yapılıyor bir Hintli firma tarafından 750
milyon dolar ithalat yapıyoruz ve Türkiye'deki bu üretim sıfır. Tamamen ithal
ediyoruz. Şimdi bu Türkiye'de yapılacak. Türkiye'de yaptığınız zaman ben hem
bunun ithalatını keseceğim hem de bu fabrika yapmış olduğu ürünü ihraç edecek.
Paslanmaz çelik yatırımı yapıyor Pasco Assan, şu anda Türkiye'de üretim sıfır. Bu
üretim tesisi 2013'de devreye girdiği zaman hem ithal edilen mal Türkiye'den
alınabilecek hem de ihracat yapacak. Aynı şekilde Mersin'de temelini atmış
olduğumuz tesis. Yerli otomobilden, babayiğitten kastımız bu. Bizim onlara
karnımız tok, biz onları 20 sene evvel yedik yuttuk ama şimdi Türkiye bizim
otomotiv sektörümüz isterse bunu yapar. Maalesef otomotiv sektöründe Türkiye'ye
lisans verenler, Türkiye'ye motor teknoloji yapma imkanını vermediler,
tanımadılar... Otur sen kaportayı düzelt, bük, bas şunu yap bunu yap dediler.
Küçümsemiyorum ama istediğimiz bu değil...
SORU: Sınır bölgesinde kaçakçılık yapıldığı için, sınır ticareti konusunda
oldukça önemli bir tecrübeye sahipler. Bu konuda bir düzenleme yapmayı düşünüyor
musunuz-
CEVAP: Uludere olaylarının hemen arkasından Sayın başbakanımız bana ve
ilgili bakan arkadaşlarımıza talimat vererek Şemdinli Derecik, Uludere ve üzümlü
başta olmak üzere 3 yeni sınır kapısının açılması konusunda talimat verdi. Bunun
üzerine çalışmalara başladık. Şu anda Başbakanlığa ilgili kararnameyi sevk ettik.
Sınır ticareti konusunda bu 3 yeni kapıda, sınır ticaretine esas malların ve
bunların miktarının ne olacağı, ne yapılacağı konusunda çalışmalarımız devam
ediyor. Çok kısa zamanda bunlar açılacak. Ümit ediyoruz ki kaçakçılık konusunda
ciddi bir şekilde bizim açımızdan, orada yaşayan insanlar açısından olumsuz
durumlarla karşılaşmaktan uzaklaştıracak inşallah bir tedbir seti ortaya çıkacak.
-AA Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Öztürk-
Ekonomi Bakanı Çağlayan'ın, kurdelesini keserek açılışını yaptığı Editör
Masası hakkında bilgi veren Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü
Kemal Öztürk, Editör Masası'nda kullandıkları teknoloji sayesinde dünyanın 100
bölgesine bağlantı yapabildiklerini ve 30'u ile aynı anda online olarak
görüşebildiklerini söyledi. Dünyadaki ve Türkiye'deki gelişmelerin editörlerle
tartışıldığını anlatan Öztürk, ''Haberin aciliyetini bu operasyon masası ile
çözmüş oluyoruz. Gelişmeleri bu masada tartışıp, editörlerimizle bir haber
politikası oluşturuyoruz'' dedi.
AA'nın gündem toplantılarının sabah 08.00'de başladığını kaydeden Öztürk,
şöyle konuştu:
''Sabah 08.00'de editör arkadaşlarımız kendi birimleriyle ilgili toplantı
yapıyor. Saat 09.00'da tüm dünya ve bölgedeki editörlerle birlikte benim de
katıldığım ikinci bir toplantı yapıyoruz. Ajansın o gün birinci gündem maddesi
ne- En çok neyi takip edeceğiz- Cumhurbaşkanı, Başbakan nerede- Bakanlar nerede-
Biz ne yapacağız- Bir de yeni dönemde analizler de koyduk işin içerisine. 4
bölgeden, 4 akademisyen ve piyasa uzmanı analist ile anlaştık. Bunlar 'AA
analisti' unvanı ile sadece AA'ya özel analizler yapacak''
Bu arada, Bakan Çağlayan'ın Anadolu Ajansı'na yaptığı ziyaret ve Editörler
Masası Toplantısı, zaman zaman esprili diyaloglara sahne oldu. Video konferans
sistemi ile 100 ayrı noktadan canlı bağlantı imkanına sahip olan ve son teknoloji
ürünü ses ve görüntü sistemleri ile donatılan Editör Masası'nda AA'nın yurt dışı
temsilcileri ve bölge müdürleriyle online konuşan Çağlayan, kendisine soru soran
AA'nın Mısır temsilcisi ile Arapça, Diyarbakır Bölge Müdürü ile Kürtçe, Rusya
temsilcisi ile Rusça, Fransa temsilcisi ile de Fransızca selamlaştı.
Bu arada, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kemal Öztürk'ün, araya
girerek, ''Birazdan Çin temsilcimiz de bağlanacak'' demesi, salonda gülüşmelere
neden oldu, ancak Bakan Çağlayan, Çin temsilcisi ile de önce İngilizce, sonra
Çince selamlaştı.
SORU: Arap Baharının Türk ticaretine yansımasının nasıl olacağını
bekliyorsunuz-
CEVAP: Arap Baharı, en fazla Türkiye ekonomisini etkiledi diyebilirim.
Bilhassa Mısır bizim dış ticaret fazlası verdiğimiz ülke. İlk başlarda bizim
ihracatımızda tabii ki düşüşler oldu. Gümrüklerin çalışmayışı, o dönemde yaşanan
kargaşadan dolayı kayıplar yaşadık, ancak Mısır yeniden tekrar dış ticaretimizde
önemli bir noktaya geldi. Burada asıl Suriye ve Libya bizim en çok etkilendiğimiz
ülkelerin başında geliyor. Bizim 2011'de Kuzey Afrika'ya ihracatımızdaki artış
yüzde 29. Ortadoğu ile ihracat artışımız yüzde 20. Bunlar Arap Baharına rağmen.
İhracatımızın yaklaşık yüzde 72'sini AB, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'ya yapan bir
ülke olmamıza rağmen biz geçen yıl ihracatımızı 135 milyar dolara çıkardık.
Mısır'la ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Şu anda durumun normale doğru
döndüğünü görüyoruz. Ümit ediyoruz ki çok kısa bir süre içerisinde Mısır kendini
toparlar.
Libya yine bizim 2 milyar doların üzerinde ihracat yaptığımız ve geçen yıl
700 milyon dolar seviyesine düşmüş olan bir ülke. Yani yaklaşık 1,5 milyar
dolarlık bir ihracat kaybımız var. Cari açığı gündeme getirenler bunun ne kadar
farkında bilmiyorum ama en azından belki şimdi biz söyleyince farkında
olacaklardır.
-''Türk halkının yapacağı boykotu engelleme yetkisine sahip değilim''-
SORU: Fransa'da kabul edilen 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının
reddini suç sayan yasanın Türk-Fransız ilişkilerini ne yönde etkileyeceğini
düşünüyorsunuz-
CEVAP: Fransız gazetelerinde Renault ile yapılan yorumlara en iyi cevabı
yine Renault'un Türkiye'deki yetkilileri vermiş. Daha önce de ifade ettim.
Ülkemizde yatırım yapmış olan her yatırımcınını başımızın üstünde yeri var.
Ülkemize yatırım yapmış olan tüm firmaları biz zaten kendi firmalarımız kadar
değerli görüyoruz ama Türk halkının bilhassa son derece hassas olduğu, milli
duygularını zedeleyecek konularda hele hele o ülkelerin asla üzerlerine vazife
olmayan konularda yapmış olduğu tavırlara ilişkin yapılacak boykotu engelleme
yetkisine sahip değilim. Vatandaş bu konuda ister istemez tepkisini yerine koyar.
Bunu dünyanın her vatandaşı yapar.
Geçtiğimiz günlerde Fransız şirketleriyle basına kapalı yaptığımız
toplantının günü bizim için önemliydi. Toplantıya katılan 3 Fransız dahil tüm
yöneticiler, ''Bizden çok daha endişeli olduklarını, endişelerinin Fransa'nın
yaptığı yanlış uygulamadan kaynaklandığını'' ifade etti. Biz de kendilerine aynı
şeyi bir daha söyledik. Sizler Türkiye'de yatırım yapmış, Türkiye'ye
güvenmişsiniz. En ufak bir şekilde o güvenin zedelenmesine izin vermeyiz. O
toplantıda öyle patronlar vardı ki; şu anda bu tasarıyı arslanlar gibi savunan
Sarkozy'nin bile bakanlık teklif ettiği ve bu bakanlığı kabul etmeyen bir iş
adamı. Daha evvel bakanlık yapmış olan bir iş adamı. Hepsi bundan son derece
rahatsızdı.
Şu anda gelmiş olduğumuz durum, asıl rahatsız olan Fransız halkının talebini
çok net bir şekilde ortaya koymuştur. Sarkozy'nin tavrı Fransız halkının veya
Fransız ekonomisindeki aktörlerin tavrı değil. Bir kere bunu çok net ortaya
koymak lazım. Fransa ile ilişkilerimiz daha da artacak. Fransa bizim 5. ihracat
pazarımız. Toplam 16 milyar civarında bir dolar dış ticaretimiz var. 9 milyar
dolar civarında bize mal satıyorlar. Biz onlara 7,5 milyar dolarlık mal
satıyoruz. Arada Türkiye aleyhine 1,5 milyar dolarlık bir denge var. Yani kim
zararlı çıkar denilirse, bu rakamlar ortaya koyar bunu. Matematiği bilen herkes
bunu hesaplayabilir.
-''Merkel'in Çin'den alacağı epey ders olacaktır''-
SORU: Almanya Başbakanı Angela Merkel, resmi temaslarda bulunmak üzere
gittiği Çin'in başkenti Pekin'de ''Avrupa'daki borç krizinin çözümünde G-20 üyesi
ülkeler ve özellikle Çin'e büyük iş düşüyor'' dedi. Bunu nasıl
değerlendiriyorsunuz-
CEVAP: Avrupa'nın asıl sorunu lider sorunudur. bu kriz, bu kadar
uzamamalıydı. Bu kriz iyi yönetilemedi. 2008 küresel krizi yaşanırken, sayın
Başbakanımız, krizin Türkiye'yi teğet geçeceğini ifade ettiğinde bazı muhalefet
yapmak isteyenler tarafından garip bir şekilde karşılanmıştı ama biz bunu ifade
ederken ne yapacağımızı biliyorduk. Türkiye bu krizden başarılı çıkan ülke
olmuşsa, bunu iyi bir yönetim, Başbakanımızın liderliği ve Ekonomi Koordinasyon
Kurulu'nun anında müdahalesiyle elde etti. AB'de liderin biri zaten hepimizin
bildiği gibi tarih konularıyla ilgilenmeye başladı. Bir diğeri de bilhassa AB
konusundan başlamak üzere kendi ülkesindeki iç politikaya dönük popülist
davranışlar içerisinde olmaya çalıştı. Oysa burada ön alacak olan ülke tabii ki
Almanya ve Fransa'ydı ama maalesef zamanında alması gereken tedbirleri
alamadılar, krizi iyi yönetemediler, sadece konuştular.
Çin şu anda dünya ekonomisinde son derece önemli bir yapıya sahip. Yıllarca
ihracat şampiyonu olan Almanya'yı geride bıraktı. Nereden bakarsanız bakın 3
trilyon doların üzerinde de döviz rezervine sahip olan bir ülke. Çin aslında bunu
1 yıl önce de ifade etti. Bu konuda destek vereceğini söyledi. Ben Çin'e yaptığım
seyahatteki görüşmelerde, Siz Amerikan tahvillerini alıyorsunuz, bizim Türk
tahvillerinden de alabilirsiniz diye ifade etmiştim. Ki onlara ihtiyacımız
olmadığı halde bunu ifade etmiştik. Maksat ekonomik aktiviteyi genişletmekti.
Çin'in AB ülkelerinin tahvillerini alacak olması, AB'deki likidite sıkışıklığı
noktasında önemli bir adım olabilir. Çin, aslında ekonomideki başarısı iyi takip
edilmesi gereken bir ülke. Zannediyorum ki Sayın Merkel'in Çin'den alacağı epey
ders olacaktır. İnşallah bu dersleri AB'de en iyi şekilde değerlendirir diye ümit
ediyorum.
SORU: ABD ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin geldiği noktayı nasıl
görüyorsunuz-
CEVAP: Öncelikle şunu ifade edeyim, bizim gerek ABD gerek Çin'le olan ticari
rakamlarımız, olması gerekenin çok çok altında. Bunun tabi çeşitli nedenleri var.
'Çin'e mal satılmaz' gibi yanlış düşünceler vardı. Çin, ihracatta dünya
şampiyonu. İthalatta da şu anda dünya ikincisi. Önümüzdeki 5 yıl içinde de
Çin'in, dünyanın en büyük ithalatçısı olması bekleniyor ve biz 1,5 trilyon dolar
mal ithal eden Çin'e nasıl mal satarız- Bunun planını yapmamız lazım.
ABD'nin Çin üzerindeki en büyük baskısı, bilhassa yuan konusunda. Ben de
2011 öncesinde, dönemin Merkez Bankası Başkanına ve Para Politikası
Kurulundakilere, 'ABD'nin Çin'e zorla yaptırmak istediği şeyi siz hiç zorlamadan
bize yapıyorsunuz' diye hep söylemiştim. İşte ABD bu konuda Çin'in gelişmesinden
rahatsız. Evet, Çin'in bazı kalitesiz üretimleri var ama her şeyine böyle
kalitesiz şekilde bakılması yanlış.
Burada tüm mesele, ABD'nin, Çin ve yuan üzerinde ciddi bir baskı kurması.
Bizim 2010'daki Merkez Bankamızın yaptığı hatayı Çin, ABD baskısına rağmen
yapmıyor. Aradaki fark budur. Biz, hem ABD hem de Çin ile dış ticaretimizi
artırmak istiyoruz. ABD ile uzak yol konusunda bazı sıkıntılarımız var. Bunu da
lojistik merkezleri açarak, anında istenilen malı vermeye başladığımız gün ABD
ile ihracatımızı da ciddi manada artıracağımız kanaatindeyim.
-İstanbul Finans Merkezi-
SORU: İstanbul Finans Merkezi projesi kapsamında, bazı kurumların İstanbul'a
taşınması söz konusu. Bu projenin takvimi uygun şekilde yürüyor mu-
CEVAP: İstanbul Finans Merkezi konusu, Sayın Başbakanımızın koyduğu önemli
bir öncelik ve İstanbul'u dünyanın en önemli finans merkezlerinden biri haline
getirecek bir proje. İstanbul bunu fazlasıyla hak ediyor. Dünyada en fazla
bilinen illerin başında geliyor. Finans merkeziyle ilgili çalışmalar bankaların
bağlı olduğu bakan arkadaşımız tarafından yapılmakla beraber ben de konuyu
yakından takip ediyorum. Bu konuyla ilgili proje ve strateji çerçevesinde
kararlar peyderpey alınıyor ve çalışmalar yapılıyor. İstanbul ciddi manada bir
kongre merkezi ve dünya tarafından çok yakından bilinen bir merkez oldu. Ben
yabancı heyetlerin büyük çoğunluğun toplantılarını İstanbul'da yapma talebini
yakinen bilen biriyim. Bu konuda herhangi bir geriye dönüş olmadığını ifade etmek
istiyorum.