Tüm saat fırsatları için tıklayın !
İHLAS SON DAKİKA - İSTANBUL (A.A) - Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker
Başbuğ'un avukatı İlkay Sezer, ''30 Aralık 2011 tarihinde mahkeme tarafından
müvekkilimiz hakkında suç duyurusunda bulunulması, 5 Ocak'ta kısa bir süre içinde
ifadeye çağrılması, iddianamenin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kararını
açıklaması beklenmeksizin dün İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesi
dikkat çekicidir'' görüşlerini savundu.
Sezer, yaptığı yazılı açıklamada, 6 Ocak'ta eski Genelkurmay Başkanı
Orgeneral İlker Başbuğ'un tutuklandığı, 12 Ocak'ta Anayasa'nın 148. maddesi
gereğince göreve ve tutuklama kararına itiraz edildiğini hatırlatarak, şu
görüşlerini dile getirdi:
''17 Ocak'ta göreve ve tutuklama kararına yapılan itiraz, İstanbul 12. Ağır
Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. 20 Ocak'ta Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına müracaat edilerek Türkiye'deki saygın ve değerli hukukçuların
belirttiği şekilde, telafisi mümkün olmayacak zararlara meydan verilmemesi için
Anayasa'nın 148. maddesi gereğince soruşturma dosyasının derhal istenmesi talep
edilmiştir.''
26 Ocak'ta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak, Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat edildiği bildirilen ve Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından verilecek karara kadar beklenilmesi talep edildiği
anlatılan dilekçede, dün de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına ayrıca bir hukuki
mütalaa sunulduğu aktarıldı.
İddianamede yer alan suçlamalar ile tutuklama kararına gerekçe gösterilen
suçlamaların aynı olduğuna işaret edilen dilekçede, şöyle denildi:
''Suçlamalardan birisi, 'Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme'dir.
Anayasa'nın 117. maddesine göre Genelkurmay Başkanı; Silahlı Kuvvetlerin Komutanı
olup, savaşta Başkomutanlık görevlerini Cumhurbaşkanı namına yerine getirir.
Bir kimseye aynı zamanda, hem Türk Silahlı Kuvvetlerinin komutanı, hem de
silahlı terör örgütünün yöneticisi demenin, her şeyden önce Türk Silahlı
Kuvvetlerine ve onun komutanına yöneltilebilecek en ağır suçlama olduğu
kanaatindeyiz. Bu suçlamanın kişisel sınırda kaldığını iddia etmek de
düşünülemez. Çünkü suçlamalar, müvekkilimizin yalnızca Genelkurmay Başkanlığı
görev süresini kapsamaktadır.
Diğer suçlama ise 'Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya
görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme'dir. Bu suçlamanın temel
dayanağının, 'İnternet üzerinden hükümet aleyhine propaganda yapılması' iddiası
olduğu düşünülmektedir.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 29 Temmuz 2011 tarihinde kabul
edilen iddianameye bakılır ise daha önceki yıllarda işletilmeye başlanmış
internet sitelerinin ilgili kanuna şekil ve teknik açıdan uyumlu olmadıkları
için, Şubat 2009'da kapatılmış oldukları, iddianame eklerinde bulunan tespit
raporlarında ise 30 Ağustos 2008'de kapatıldıkları, bu tarihe kadar da bu
sitelerde güncelleme yapılmadığı görülür. Dolayısıyla Şubat 2009'dan 30 Ağustos
2010 tarihine kadar Genelkurmay Başkanlığının resmi internet sitesi hariç,
işletmekte olduğu herhangi bir site bulunmamaktadır.''