Tüm saat fırsatları için tıklayın !
İHLAS SON DAKİKA - İSTANBUL (A.A) - Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen
Bağış, Küçükçekmece Balık Pazarının, 'AB süreci nedir' diye merak edenlere güzel
bir örnek teşkil ettiğini belirterek, ''Burada bir yandan en büyük
zenginliklerimizden biri olan denizlerimizin kıymeti temsil ediliyor, diğer
taraftan buradaki balıkçılarımız müşterilerinin sofralarına AB standartlarında
balık satmanın mutluluğunu yaşıyor'' dedi.
Bağış, Küçükçekmece Belediyesi tarafından Cennet Kültür ve Sanat Merkezinde
düzenlenen ''Balıkçılık Politikaları Toplantısı''nda yaptığı konuşmada, AB
standartlarına göre modernize edilen Küçükçekmece Belediyesi Balık Pazarı'nın da
açılışını gerçekleştirecek olmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi.
Belediyenin 145 bin avroya mal olan balık pazarı için 130 bin avroluk hibe
sağlamasının büyük bir başarı olduğunu ifade eden Bağış, şöyle konuştu:
''Bununla birlikte Litvanya'daki partneri ile kurduğu ortaklıkla belediye
personelinin Litvanya'da uygulamaları görmesi, balıkçılık konusunda eğitimler
hazırlaması ve bu eğitimleri kendi bünyesinde uygulaması, balık pazarının İSO
22000 (HACCP) Belgesi'ni almasını sağlaması, her türlü takdirin üzerindedir.
Bugün balıkçılık sektörümüzü ele alırken aslında AB sürecini de değerlendiriyor,
bu sürecin hayatın her alanında günlük yaşantımıza doğrudan etkileri olduğunu
müşahede ediyoruz.
Esasen Sivil Toplum Diyaloğu projesi kapsamında sadece Küçükçekmece'de
değil, birçok yerde balıkçılık alanında önemli projeler hayata geçiyor ve Türk
halkının sofrasına AB standartlarında balık arz ediliyor. Türkiye, üç tarafı
denizlerle çevrili bir ülke olduğu halde yıllarca denizlerimizin kıymetinin
farkında olamadı. Daha yakın geçmişe kadar Türkiye'nin balıkçılık ve su ürünleri
ile ilgili bir genel müdürlüğü bile yoktu. Ama bakanlıklarımızın yeniden
yapılandırılması kapsamında, bizzat sayın Başbakanımızın talimatlarıyla Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız bünyesinde Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel
Müdürlüğünü ihdas ettik. Babası kaptan olan bir Başbakanın varlığı son 9 yılda
denizcilik ve balıkçılık sektörüne farklı bir motivasyon ve güç verdi.''
-''Türkiye denizcilik sektöründe önemli atılımlar yaptı''-
Bağış, bu motivasyonu AB süreciyle birlikte sektör için maksimum kazanca
dönüştürmeye gayret ettiklerini belirerek, '' Bugün de bu gayretlerimizin somut
bir neticesini almanın heyecanını ve gururunu yaşıyoruz. Esasen başlı başına
bugün açılışını yaptığımız Küçükçekmece Balık Pazarı, 'AB süreci nedir' diye
merak edenlere güzel bir örnek teşkil ediyor. Burada bir yandan en büyük
zenginliklerimizden biri olan denizlerimizin kıymeti temsil ediliyor, diğer
taraftan buradaki balıkçılarımız müşterilerinin sofralarına AB standartlarında
balık satmanın mutluluğunu yaşıyor'' diye konuştu.
Bütün alanlarda olduğu gibi, denizcilik sektöründe de Türkiye son 9 yılda
çok büyük atılımlar, tarihi başarılar elde edildiğini vurgulayan Bağış,
çıkardıkları reformlarla Türkiye'de istikrar ve güven ortamı pekişirken, özel
sektörün de bu ortamını kalkınma için bir fırsata dönüştürdüğünü söyledi.
Bağış, gemilerini, gerektiğinde karadan yürütecek kadar güçlü, azimli,
kararlı bir neslin mirasçıları olunduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Biz de işte 9 yıl boyunca gemiyi karadan yürütürcesine zor ama kararlı bir
mücadele verdik. Milletimizin 'rastgele' duasıyla çıktığımız yolcululuğu çok
şükür ki buralara kadar getirdik. On yıllar boyunca, bir yandan 'Türkiye üç
tarafı denizlerle çevrili bir ülkedir' deyip durduk ama onun hemen arkasına da
dört tarafımızın düşmanlarla çevrili olduğu masalını eklemekten çekinmedik. Bu
yüzden de denizlerimizin sunduğu fırsatları heba ettik. İçeride ve dışarıda
üretilen sanal düşmanlarla uğraşmaktan, Türkiye, denizlerine, madenlerine,
akarsularına, en önemlisi de insanına, insan potansiyeline, gençlerine,
çocuklarına, eğitime, yani geleceğe vakit ayıramadı, kaynak ayıramadı. Hükümet
olarak bu anlayışı tersine çevirmek için 9 yıldır kararlı bir mücadele
veriyoruz.''
-''Su ürünleri yetiştiriciliğinde hızla büyüdük''-
Bağış, Türkiye'nin su ürünleri üretiminde dünya sıralamasında 32, Avrupa'da
ise 5. sırada yer aldığına vurgulayarak, ''Su ürünleri üretimi 2011 yılında 653
bin ton olarak gerçekleşti. Bunun 486 bin tonu avcılıktan, 167 bini ise
yetiştiricilikten elde edilmiştir. 2002-2004 yılları arasında dünyada su ürünleri
yetiştiriciliğinde en hızlı büyüyen üçüncü ülke olduk. Alabalık
yetiştiriciliğinde Avrupa'da ilk, çipura ve levrek üretiminde ise ikinci sırada
yer alıyoruz. Her ne kadar tam anlamıyla ekonomimize yansıtamasak da ülkemizdeki
su ürünlerinin üretim alanı 26 milyon hektarın üzerindedir'' şeklinde konuştu.
Türkiye'nin su ürünleri içinde, pazarlanabilir su ürünlerinin çeşit
sayısının 100'ü geçmediğini ve balık üretiminin yüzde 80'lik kısmının göçmen
türlerden oluştuğunu anlatan Bağış, şunları kaydetti:
''AB ülkelerine ihracatı yapılabilen tek hayvansal ürün olan su ürünleri,
ülkemiz ihracatında ayrı bir önem taşıyor. Her yıl artan üretim kapasitesiyle,
dış pazarlarda önemli bir pazar payına ulaşan sektör, aynı zamanda, ülkemizin
hayvansal ürünler ihracatında en büyük ağırlığa sahip ürün grubunu oluşturuyor.
AB üyesi ülkelere yapılan hayvansal ürünler ihracatımızın neredeyse tamamını su
ürünleri oluşturuyor. Su ürünleri ihracatımızın ana ürünleri ise levrek, çipura,
alabalık ve orkinostur. Su ürünleri ihracatımızın büyük bir bölümünü de
taze-soğutulmuş balıklar oluşturuyor. İhracatımızın yoğun olarak yapıldığı
ülkeler içerisinde AB ülkeleri ilk sırada yer almaktadır. Bu ülkelerden
başlıcaları İtalya, Yunanistan, Hollanda ve İspanya-dır. Levrek, çipura, alabalık
ağırlıklı olarak İtalya, Yunanistan, Hollanda, İspanya gibi Avrupa ülkelerine
ihraç edilirken, orkinosun ihraç edildiği tek pazar Japonya'dır.''
-''Türkiye'yi çaresiz mürettebatın elinden kurtardık''-
Bağış, iktidarı devraldıklarında Türkiye'nin fırtınada sürüklenmiş, girdaba
yakalanmış bir gemi gibi oluğunu belirterek, ''Biz geldik, Türkiye'yi bu çaresiz
mürettebatın elinden kurtardık, geminin rotasını doğru yola koyup, sağ salim
karaya çıkardık. Türkiye, bizim iktidarımızla birlikte yeniden 'yelkenler fora'
dedi'' şeklinde konuştu.
Egemen Bağış, 9 yılda birçok badire atlattıklarını, önlerine çıkarılan bir
sürü engelle boğuşmak durumunda kaldıklarını dile getirerek, sadece içeride
değil, dışarıda da önlerine birçok engelin çıkarıldığını söyledi.
Reform kararlılıklarıyla bu çabaları da boşa çıkardıklarını vurgulayan
Bağış, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Battı balık yan gider' anlayışını elimizin tersiyle ittik. 'İyilik yap
denize at', 'balık bilmezse Halik bilir' dedik ama hamdolsun 9 yıldır Türkiye'ye
yaşattığımız başarıların kıymetini balık da bildi, Halik de bildi. Bulanık suda
balık avlamaya çalışanlara fırsat vermedik, kovamızı sürekli balıkla doldurmak
için kararlılığımızdan, sabrımızdan taviz vermedik. Bugün de hala bulanık suda
balık avlamaya çalışanların Türkiye'nin AB üyeliğini engelleyebileceklerini
sandığını görüyoruz. Ama onlara Küçükçekmece'den vereceğimiz mesaj açık. 'Kaçan
balık büyük olur'. 'Balık ağa girince aklı başına gelirmiş'. Elbet ağın içine
girdiklerinde akılları başlarına gelecek.''
Bağış, Türkiye ile balıkçılık faslının açılamamasını hiçbir mantığın izah
edemeyeceğini belirterek, ''Şunu bilsinler ki artık Türkiye küçük balık değil.
Hiç şüpheniz olmasın. Gemi doğru kaptanın, doğru mürettebatın elinde muasır
medeniyet limanına varacaktır'' dedi.
Toplantının sonunda Bakan Bağış ve Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz
Yeniay, karşılıklı olarak birbirlerine plaket takdim etti.